Beni kategorize etme, üzülürsün!

0

Seri cinayetlerin nedenlerinin tespiti ve faillerin yakalanmasına yönelik modern yöntemlerin en etkili olanı –FBI Davranış Bilimleri Ünitesi direktörlerince ortaya konan- ‘kriminal profilleme’ raporlamasıdır. Profil çıkarma konusunda uzmanlaşmış olan Robert K. Ressler ve John Douglas gibi uzmanlar seri katilleri sınıflandırmışlar ve çalışmalarını bu temel yöntem altında yürütmüşlerdir.

John Douglas seri katilleri psikolojik dürtülerine göre sınıflandırmadan önce, ‘yerel’ ya da ‘gezici’ olmasına göre bir ayrım yapmayı ve davranış motifini bu tespitten sonra kategorize etmeyi daha uygun bulmuştur, çünkü ona göre, ‘coğrafî hareketlilik’ seri katili tanımlamakta belirleyici bir faktör olmakla birlikte, fiziksel takip için de hayatî derecede önemdedir.

Dünyanın gelmiş geçmiş en korkunç seri katillerinden biri olarak kabul edilen Atlantalı çocuk katili Wayne Williams (D: 1958) gibi yerel seri katillerin oranı, 1919 yılında San Francisco‘dan Seatle‘a ve oradan da yol boyunca sürekli öldürerek Doğu’ya yönelen Earle Leonard Nelson (1897–1928) benzeri gezici katillere oranla daha yüksek olmasına karşın, bu durumun sınıflama açısından önemsiz olduğunu ve yerel bir seri katilin bir dönem sonra gezici hale gelebileceğini savunan uzmanlar da vardır. Onlara göre, yerel ya da gezici olma durumu -davranış tarzlarının tersine- katillerin yakalanmamak için başvurduğu kurnazlıklardan biri olarak addedilmelidir.

Gelenekselci uzmanlara göre, seri cinayet şehvet cinayetiyle eş anlamlıdır. Ancak seri cinayetin kesin tanımı suçbilimci çevrelerde halen tartışılan bir konu olduğundan, FBI Davranış Bilimleri Ünitesi seri katilleri dört ana kategoriye ayırır.

Şehvet Delisi (Hedonist) Seri Katillerin kendi şehevî zevklerini tatmin etmenin dışında başka bir düşünceleri yoktur.  Öldürürler çünkü hoşlarına gider. Öldürmek onlar için en üst düzeydeki zevktir ve yoğun bir cinsel haz kaynağıdır.

ABD’li ölüsevici seri katil Jerry Brudos (1939 –2006) ilk kurbanının bacağını, diğer ikisinin göğüslerini kopartıp almıştı. Şehvet çılgınlığıyla kendini kaybedecek kadar canavarlaşan bu türden şehvet delisi seri katiller sınıflamanın en olağan bölümünde yer alırlar. Onlar için öldürmek, cinsel birleşmeyle eşdeğerdir.

Hükmedici Seri Katiller sınıfında yer alan iktidar heveslilerinin başlıca güdüsü savunmasız kurbanlarına karşı üstün bir varlık olduklarını göstermek ve ruhunun derinliklerinde yatan değersizlik duygularını başka bir insana hükmederek bastırmaktır. Kurbanlarının üzerinde hâkimiyet kurduğunu hissetmek, onlara şehvet delisi katillerin aldığı cinsel tatmini verir. Bu türden seri katiller genellikle kurbanlarını elleriyle boğarak öldürürler.

Misyoner (görevli) Seri Katiller kendilerini toplumdaki istenmeyenlerden kurtaran şövalyeler olarak görürler. Bunlar mahallelerindeki fahişeleri, eşcinselleri, yabancıları temizlemeyi görev addetmişlerdir. Gerçek hayatın içinde gerçek hayatlar sürerler ve psikotik seri katiller gibi sanrılarla yönlendirilmezler.

1970’lerin sonlarında, Nazizmi benimsemiş bir hırsız olan Joseph Paul Franklin (1950–2013) farklı ırklara mensup çiftlere karşı bir savaş başlatmış ve durdurulana kadar 13 kişiyi öldürmüştür.

Sanrı Gören Seri Katiller kendilerine öldürme emri veren ses ve görüntüler tarafından yönlendirildiklerini ifade ederler. Bu türden psikotiklere verilebilecek örneklerden biri, Harvey Carignan (D: 1927) Tanrı ile konuştuğunu ve tanrının onu -aslında birer şeytan olan- kadınları yok etmesi için görevlendirdiğini iddia etmekteydi.

Seri katillerin çoğu psikopattır. Vicdan ve empatiden tamamen yoksun, hiçbir ahlâkî ölçütü olmayan kişilerdir. Sanrıcı seri katillerse psikotiktir ve bunların zihinleri tehlikeli sanrılarla doludur. ‘Sam’in Oğlu’ lâkaplı David Berkowitz, emirlerini komşusunun köpeği aracılığıyla kendine gönderen bir şeytana itaat ettiğini savunuyordu. 1970’lerin başında 13 kişiyi öldüren Herbert Mullin (D: 1947) kendisine doğal bir afeti, Kaliforniya’yı yerle bir edecek kadar yıkıcı bir depremi önlemek için öldürme emri veren elektromanyetik dalgalar algılayan bir paranoid şizofrendi.

Seri katilleri davranış biçimlerine göre kategorize etmek uygulamada teknik açıdan bazı sorunlara neden olabilir; farklı türler arasında çakışmaların olmasından dolayı yapılan öngörülerin -profil çıkarma- başarısızlığı epeyce sık rastlanan bir durumdur.

Sınıflamaya çıkanlara göre, hayat kadınlarını kurban seçen bir misyoner katil, aynı zamanda kendisine sokakları fahişelerden temizlemesini söyleyen ilâhî seslere itaat ediyor, hedonist bir katilin genç bir kıza işkence etmekten aldığı zevk, aynı zamanda kurbanına yönelttiği iktidar ve güç ihtiyacından kaynaklanıyor olabilirdi.

Teknik araştırmalara ve karmaşık teorilere karşı çıkarak profil çıkarma işinin saçmalık olduğunu iddia eden gelenekselci uzmanlara göre, cinayetin çözümü ve faillerin yakalanmasındaki en temel yöntem, olay yerinden elde edilen maddi delillerle diğer somut bulguların anlamlı bir bütün halinde yorumlanmasıdır.

Onlara göre, profilcilik safsatası yalnızca fail arayışında alan daraltmaya yardımcı bir araç olarak kabul edilmeli ve yanılma payının yüksek olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Klâsik polislik yöntemleriyle çalışanlar –istatistiksel olarak- daha iyi sonuç almayı sürdürmektedirler.

Netice itibarîyle dedektif hangi yöntemle çalışırsa çalışsın, katilin davranış profilini nasıl kategorize ederse etsin, eğer onu yakalayamamışsa herkese geçmiş olsun, dostlar. Şu materyalist dünyada artık Hatice’ye değil, neticeye bakılıyor.

Ercan Akbay – Cinayet Bilimleri Enstitüsü