“Deve mi, kuş mu?”

0

Türk Dil Kurumu sözlüğünde darbe “bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi” olarak tanımlanırken kalkışma fiili de “isyan, ayaklanma” olarak tanımlamaktadır.

15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan olayı bırakın bir darbe olarak, kalkışma olarak dahi tanımlamak mümkün değildir. Ülkede yaşanan birçok olay gibi bu olayın da esrarı ve perde arkası bizlere kapalıdır. Şimdilik sevinilmesi gereken şey fazla kan dökülmemiş olmasıdır. Şükür, sağduyu hâkim olmuştur. Gözden kaçırılmaması gereken çok şey vardır, en başta görsel medya ve sosyal medyanın 12 saat içinde neler yaşadığı ve yaşattığıdır. Yaşanan olayın inandırıcılığı ise kişilerin sahip olduğu bilgi, deneyim sezgi ve elbette içinde bulunduğu yaş grubu ile doğru orantılıdır. Bu süreçlerde en tehlikeli şey kalabalıkların çılgınlığı ve cehalettir! Bu bağlamda cehaletin eğitimli olup olmamakla yakın bir ilgisi yoktur. Cehalet, doğru ve yeterli bilgiden, sağduyudan yoksunluktur.

Hiç şüphesiz yaşanan bu olay üzerine çok fazla yazılıp çizilecektir. Neyin nesi olduğu bugün gibi yarın da tam olarak anlaşılamayacaktır. Eğer bu bir kurgu ise ve hedefi belli ise son derece başarılı olmuştur. Belki de çok perdelik bir senaryonun perdelerinden biridir. Bunlar ancak geriye doğru zaman çizelgesi düzleminde bakılarak anlaşılabilir.

“Sosyal Medya Cehalet Çağı” olarak isimlendirilecek bir çağda yaşayan gençlerimizin yaşadıkları ortamın farkında olabilecekleri gerekli ve nitelikli eğitimi almalarının sağlanması ve cehalet ve kargaşa içinde batmaya mahkûm olmaktan kurtarılması bu ülkeyi yönetenlerin namus borcudur.

Bugün yani 16 Temmuz günü herkesin kendine muhtelif uzmanlık ve unvan seçme ve atama günüdür. Bugünden itibaren kerameti kendinden menkul darbe analiz uzmanı, strateji uzmanı, gözlemci, gazeteci ve daha da önemlisi memleketi darbeden kurtardığını düşünen bir kalabalığın yanı sıra Mecliste hamasi konuşmalar yapan vatansever milletvekilleri türeyecektir. Mesela siber riskler konusunda, bitcoin, yazılım ve virüs konusunda ya da Jüpiter’e gönderilen uydu konusunda hatta klasik müzik üzerine konuşabilecek kişi sayısı parmakla gösterilecek kadar az iken darbe, kalkışma, demokrasi konularında 50 milyondan fazla uzman bulunması da hoş bir ironi oluşturmaktadır. Gerçi bu uzmanların söz konusu alanlarda kesintisiz ve anlamlı konuşma süreleri henüz bir dakika eşiğini geçemezken bu 50 milyon kişinin hayatı boyunca anlayarak ve bilerek okuduğu toplam sayfa sayısının da 50 milyondan az olması kimseyi şaşırtmamalı.

Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Çakma darbe bize lâyık görüldü ve yenisi açılmak üzere bu perde kapandı. En azından bir süre kimse şu konuları konuşmayacak: “Suriyelilere vatandaşlık, diploma, 17-25 Aralık, Ensar Vakfı, arsa, orman, sahil talanı, yargı atamaları, Rusya, Putin, İsrail ve daha niceleri.” Hele henüz sorulmamış sorular var ki onları ne soracak babayiğit ne de cevaplayacak bilgi ve akıl sahibi yönetici bulabiliriz.

Gelelim başlı başına bir komedi olan dış basına. BBC, CNN ve diğer önemli kanallar ve haber ajansları olayı en başta “yönetime el koyma” olarak duyurdu. Ardından yorumları da bu yönde yapmaya başladılar, ilerleyen saatlerde (03.00 ve sonrası) bu yönde yorumlar ve haberler azaldı. Ancak gazeteler erken basılmak durumunda olduğu için bugünkü ve takip eden birkaç günkü basılı yabancı basını tarihi bir belge olarak alıp saklamak gerek. Euronews kanalının Türkiye’den izlenememesi ise bence tamamen bir tercüme sorunu zira uydu üzerinden izlemek mümkündü. Peki, dış basında bizim için önemli olan hangisi? Hiç şüphesiz refah seviyemizi yani cebimizi ilgilendiren finansal piyasaların kıblesi olan Londra ve dolayısıyla Financial Times (FT) gazetesi. İnternetten derlediğim FT başlıkları aşağıda:

One-time ally who became Erdogan enemy
Preacher Fethullah Gulen denies masterminding attempted coup against the Turkish president

Turmoil in Turkey complicates US fight against Isis
Washington relies heavily on Ankara but the Obama administration has been frustrated with Erdogan

Turkey slips into the chaos of the Middle East
The plot against Erdogan risks impairing the Nato ally’s fight against Isis, writes David Gardner

Coup attempt plunges Turkey into chaos
Scores dead as President Erdogan assures supporters he will crush military plot

Yukarıdaki haberleri özetlemek gerekirse; “birlikte yola çıkan ama sonra Erdoğan’la düşman olan Fethullah Gülen darbeyi yönettiğine dair iddiaları reddetti; Türkiye’de yaşananlar ABD’nin IŞID ile olan savaşını daha da karmaşık hale getirdi, her ne kadar Washington Ankara’ya güvense de Erdoğan konusunda hayal kırıklığı yaşadı; Türkiye Orta Doğu kaosuna doğru kayıyor; Darbe girişimi Türkiye’yi kaosa sürükledi.” Sonuç? Dolar/TL kuru, Euro/TL kuru, faiz baskısı, artan risk primi, azalan turizm geliri, cari açık, işsizlik ve daha niceleri (yolda).

Peki, büyük resmi görebiliyor muyuz? Buradaki örtük çıkar nedir ve kimin lehinedir? Konuya beynelmilel siyasi iktisadiyat açısından bakmak gerek. Yani daha açık bir ifadeyle uluslararası politik iktisat! Konu, kaynak kazanımı ve pazardan pay kapma savaşıdır. Darbe yapılmıştır ve bu süreçte tüm ülke kullanılmıştır. Darbeyi yapanlar dışarıda, figüranlar ise içeridedir. Başrol oyuncuları son perdede görüneceklerdir. Aman dikkat….

Coşkun Küçüközmen – RiskLab