Dünyayı Sarsan Mektuplar…

0
827

eyes-mmm

“İşlediğim cinayetlerin en iyi tarafı şu ki, öldüğümde cennette yeniden doğacağım ve kurbanlarım benim oradaki kölelerim olacaklar. Size gerçek adımı vermeyeceğim, çünkü öteki dünya için köle toplama işimi yavaşlatmaya veya beni durdurmaya kalkışabilirsiniz.”

11 Ekim 1969 gecesi, San Francisko’da taksi şoförü Paul Stine  9mm bir silâhla aracının içinde vuruldu. Evlerinin penceresinden bakmakta olan üç çocuk olayı gördü ve katil henüz olay yerinden ayrılmamışken polisi aradı.

paul-stine-mmm

Polis telsizinden yapılan hatalı anons, katilin olay yerinden kaçmasına neden oldu. Olaydan üç gün sonra, San Francisco Chronicle gazetesine, Stine’ın gömleğinden yırtılmış bir parça ile birlikte gönderilmiş şifreli bir mektup geldi. Katil, mektupta cinayeti kendisinin işlediğini ve devam edeceğini söylüyordu. Alttaki imza ise tanıdıktı: ‘Zodyak’.

“İnsanları öldürmeyi insanoğlu en tehlikeli hayvan olduğu için seviyorum. Çıktığım av ormandaki vahşî hayvan avlarından bile daha eğlenceli ve bir kadınla yatağa girmekten bile daha heyecan verici bir deneyim.”

zodiacwletter-mmm

Aralık 1968 ve Ekim 1969 arasında Kaliforniya ve San Francisko‘da, yaşları 16 ve 29 arasında değişen dört erkek ve üç kadını öldürdüğü kesinleşen, gazetelere gönderdiği kriptografik mektuplara göreyse, 37 can almış olan seri katil Zodyak’ın kimliği hâlâ bilinmemektedir.

Zodyak’ın tüyler ürpertici eylemlerinin sona ermesinden yaklaşık on yıl sonra, 1970’li yılların sonunda, suç tarihinin en etkileyici mektuplarından birini ‘Sam’in Oğlu’ lâkabıyla tanınan ve aslında hasta ruhlu bir posta memuru olan David Berkowitz (d:1953) yazmıştır:

berkovitzmmm

“Ben Sam’in oğluyum, küçük bir veledim. Sam Baba sarhoş olduğu zaman acımasız oluyor, ailesini dövüyor. Beni bazen evin arkasına bağlıyor, bazen garaja kilitliyor. Sam Baba kan içmeyi çok seviyor, ‘Git ve öldür!’ diye emir veriyor. Bazıları evin arkasında dinleniyor şimdi. Birçoğu genç; tecavüz edilip öldürülmüşler, kanları tamamen çekilmiş ve yalnızca kemikten ibaretler. Kendimi ortama çok yabancı hissediyorum. Herkesten başka bir frekanstayım. Öldürmek için programlandım, ama onları incitmek istemedim. Onları yalnızca öldürmek istedim.”

sonofsam-victims

New York’un eğlence âleminin en hareketli yıllarıydı. İnsanlar, apartman topuklu ayakkabılar, bol elbiseler giyiyor, küçük aynalardan yapılmış bir küre tavanda dönerken gecelerin tadını çıkarıyorlardı. Elinde bir 44’lüğü olan biri sokaklarda dolaşıp insanları öldürmeye başlayınca herkesin tadı kaçtı. Ve ona ‘44 Kalibrelik Katil’ adını taktılar. Çifte cinayetin işlendiği bir mekânda, polis uzun bir not buldu ve David Berkowitz bu acayip mektuptan ötürü ‘Sam’in Oğlu’ lâkabıyla anılmaya başladı.

sos-poster-mmm

On üç ay boyunca şehir korkunun pençesinde kıvranırken polis herhangi bir şey bulamadı. Olayın çözülmesi 35 dolarlık bir park cezası sayesinde gerçekleşti. Cinayet esnasında bir tanık, olay yerinden uzaklaşan şüpheli bir araç görmüştü. Önemli olan ise bu araca park cezası kesilmiş olmasıydı. Bilgisayar kayıtlarından, seri katilin Yonkers’ta yaşayan bir postane görevlisi David Berkowitz olduğu tespit edildi. Sam’in Oğlu Ağustos 1977’de tutuklandı ve sekiz cinayetten ömür boyu hapis cezasına mahkum oldu.

Spike Lee‘nin yönetmenliğini yaptığı David Berkowitz‘i anlatan 1999 yapımı film ‘Summer of Sam / Sam’in Yazı’ adlı film, meraklısına tavsiye olunur.

Suç tarihi dehşet verici mektuplarla doludur. Daha önceki yazılarda, başka vesilelerle yazmış olduğum Karındeşen Jack ve Albert Fish mektuplarını burada yinelemek sıkıcı olabilir, ancak Unabomber lakaplı psikopat katilin -parlak bir edebi eser olarak kabul edilen-  ‘Sanayi Toplumu ve Onun Geleceği / Industrial Society and its Future’ isimli meşhur uzun mektubundan bahsetmeden geçemeyeceğim.

unabomber_mmm

Theodore John Kaczynski (D: 1942) ABD‘li matematikçi, anarşist teorisyen ve eylemcidir. Harvard Üniversitesi‘nden mezun olduktan sonra Berkeley Üniversitesi‘nin o döneme değin en genç öğretim üyesi olarak görev almıştır. Kaczynski endüstriyel gelişmenin yaşam alanını gittikçe daha çok daralttığına ve çevresindeki doğanın sürekli olarak kirlenip tahrip edildiğine şahit olması, kendisini önce ufak tefek sabotaj eylemlerine, daha sonra ise kararlı ve planlı bombalı saldırılar yapmaya itmiştir.

letterbomb-mmm

1978’den 1995‘e kadar 16 ev bombalama eylemi yapan, üç kişinin ölümüne ve iki düzine insanın yaralanmasına neden olan profesör, kendi imalatı olan bombalarını, üniversitelerin mühendislik, bilgisayar, kimya, genetik gibi bölümlerine ve havayolları müdürleri gibi en üstün teknolojiyle birebir ilgili kişilere, kitap ya da kaset şeklinde paketleyip, üzerine de: “Sizin pozisyonunuzda birinin mutlaka okuması gereken bir eser” diye notlar iliştirerek göndermiştir.

unabomber-arrest-mmm

1995’de, 37 bin kelimelik manifestosunu hiç değiştirmeden yayınlaması karşılığında, bomba göndermeyi bırakma sözü vermiş, manifestosu New York Times’da ek olarak yayınlanmıştır. Manifestodaki teknoloji düşmanlığını tanıdık bulan kardeşi tarafından ihbar edilen Kaczynski, Montana dağlarında tek başına yaşadığı -elektrik dâhil hiçbir lüksünün bulunmadığı- evinde yakalanmış, tartışmalı bir mahkeme sürecinin sonunda ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır.

unabombernewsweekmmm

ABD’li yazar Paul Auster’in Leviathan isimli çoksatan romanına ilham kaynağı olan Unabomber ve ünlü manifestosu, Sanayi Devrimi’nin insanlığın başına gelen en büyük felâket olduğu iddiasıyla başlayarak, Amerikan sosyal demokratlarından endüstriyel kartellere değin birçok kesime derin eleştiriler getirmekte ve bireysel, bağımsız ve kararlı bir tepkiyi öğütlemektedir.

p-auster-leviathan-mmm

Meraklılara, Karl Marx ve Friedrich Engels’in birlikte yazdıkları Komunist Parti Manifestosu kadar önemli ve etkileyici yazıyı -internette bulmak mümkün- okumalarını hararetle öneririm. Parlak zekalı bir bilim insanı olan Kaczynski’nin temel fikirlerini desteklemiyorum dersem yalan olur, dostlar ve hatta bana göre, tröst ve kartellere karşı gerçekleştirdiği eylemler de takdire şayandır. Görünen o ki, fazla tıraş cildi, fazla teknolojiyse hem doğayı kirletiyor, hem de insanın sağlığını bozuyor.

Ercan Akbay – Cinayet Bilimleri Enstitüsü

PAYLAŞ
Önceki yazıErdoğan’dan CHP’ye bildirge tepkisi: “Bedelini ödemeliler”
Sonraki yazıHitler’in eşi Eva Braun’un iç çamaşırı açık artırmada satıldı
Ercan Akbay’in profil fotoğrafı
Suçun arkasındaki psikolojiye ilişkin gerilim romanlarıyla tanınan yazar 1959’da İstanbul’da doğdu. 1978’de Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olup İ.Ü. İşletme Fakültesi’ne başladığı gün çalışma hayatına da ilk adımını attı. Turizm ve elektronik sektörlerindeki deneyimlerinin akabinde bir caz kulübü kurdu, sanat ürünleri ve tasarımla ilgili çeşitli işlerde çalıştı. 1996’da ilk kitabı ‘Kuraldışı Öyküler’i (Tales of the Weird) ve 1997’de ilk romanı ‘Erkekler Ağlamaz’ı (Men Don’t Cry) yazdı. Bir polisiye film senaryosu olarak başladığı ‘Tilki Tilki Saat Kaç?’ (What Time Is It, Mr.Wolf?) 2006’da, Değirmenlere Karşı (Against Windmills) 2010’da, Ten Kokusu (Scent of Skin) 2012’de ve ‘Fotoğrafçılar Kulübü’ 2015’te yayımlandı. 2016 da piyasaya çıkan ‘Akılçelen’ Ercan Akbay’ın yedinci kitabıdır.

Sizin bu konu ne diyorsunuz?